Tercih ve Kariyer

EduSummit 1. Eğitim Zirvesi Konuşma Özetleri

16 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirilen Edu Summit 1. Eğitim Zirvesi’ne katılan konukların konuşma özetleri aşağıdaki gibidir:

 AÇILIŞ OTURUMU

 Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Rifat Sarıcaoğlu

Bugün burada 2023 yılı hedefleri kapsamında devlet ve özel kuruluşlar olarak toplamda 23 milyon kişiyi ilgilendiren bir konuyu paylaşmak üzere toplandık.

2014 yılı itibariyle 71 vakıf 103 devlet üniversitesi 5 buçuk milyon öğrenciye hizmet veriyor.

Vakıf üniversitelerinin sayısı her gün artıyor daha da artacak.

Vakıf üniversiteleri olarak ilk hedefimiz dünya ile entegre olabilmek. Dünyada ilk 500’de Türk üniversiteleri var. Bu sayının daha da artmasını hedefliyoruz.

YÖK ile ilgili yasal reforma ihtiyacımız var. 1982’den bu yana sürekli değişen yasayla artık bu yasanın yetersiz kaldığını görüyoruz. Yalnızca devlet ve vakıf değil özel ve uluslararası üniversiteler de olmalı.Öğrencinin üniversiteyi seçme hakkı olduğu gibi üniversitenin de öğrenciyi seçme hakkı olmalı. Online ve uzaktan eğitim yaygınlaşmalı. 30 yaş üstüne ikinci bir fırsat olarak sınavsız üniversite hakkı olmasını istiyoruz. Üstün yetenekli öğrencilerin daha erken üniversiteye girebileceğini düşünüyoruz. Kalite güvencesinin bir an önce akredite edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Diplomalar çok şey ifade etmez. Bu konuda reform yapılıp diploma yerine hem dersler, uluslar arası sınavlar, sosyal etkinlikler içeren bir özgeçmiş belge hazırlanmalı. Ezberci değil yaratıcı bireyler yetiştirmek istiyoruz. Anadilin yanında en az bir yabancı dili iyi yazabilen ve anlayabilen kişiler yetiştirmek istiyoruz.

 

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya

Rifat Bey’in söylediklerinle kesinlikle katılıyorum. Hepimiz yükseköğretim sistemimin değişmesinde mutabıkız. 1980’lerin başında oluşturulmuş terazinin bugünkü durumu karşılayabilmesi mümkün değil. Bütün çabalarımız bir an önce bu sistemi çağdaş dünyanın dinamiklerine dönüştürebilmek. Bunun için de yeni yasa gerekiyor. YÖK’ün planlayan, koordine eden, çağdaş bir kuruma dönüştürülmesi gerekiyor.

Mevcut durumumuzu iyi analiz edip stratejik hedeflerimizi ona göre belirlemeliyiz. 2 yıldır bu konuda yapmış olduğum çalışmalar nihayet tamamlandı. Yakında bunun sonuçları da paylaşılacak.

5 buçuk milyon öğrencimiz var. Bunların yüzde 32’si önlisans, yüzde 62’si lisans, yüzde 6’sı lisansüstü programlarda okuyor. Baktığımızda yüzde 47’lik bir dilimin de açıköğretim olduğunu görüyoruz. Uzaktan öğretim ise yalnızca yüzde 1. Vakıf üniversitelerinde 350 bin öğrenci okuyor. Yani sitemin yüzde 10-15 aralığını vakıf üniversiteleri üstleniyor.

Önümüzdeki 10 yıl için 3 hedef saptadık.

Nicel büyümeden nitelikli büyümeye gitmek

Bu süreçte vakıf üniversitelerinin büyük rol oynayacağını düşünüyorum. Finans kaynakları artık çeşitlenmeli. Açıköğretim sitemini de dünya oranına çekmemiz lazım. Meslek yüksekokulları ile ilgili de bazı politikalar geliştirmemiz gerekiyor. İyileştirmeye ihtiyaç var.

nitelikli öğretim üyesi yetiştirmek

Öğretim üyelerinde kişi başına düşen öğrenci sayısını OECD ortalamalarına çekip, kişi başına 16 öğrenciye düşürmemiz lazım. Daha fazla doktora yapan bireylere ihtiyacımız var. Doktora eğitimine çok özel bir önem vermemiz gerekiyor.

-uluslararasılaşma

Uluslararasılaşmayı günümüz dünya ekonomisinde olmazsa olmaz bir etken olarak görüyorum. Konu ile ilgili çalışmalarımızı son derece hızlandırdık. Türkiye’nin uluslararası öğrenci sayısı 70 bine çıkış bulunuyor. Bunu daha artırmamız gerekiyor. Bu konudaki en yeni ve büyük çalışmamız “Study in Turkey” . Bu projeyle çalışmalarımız daha da kurumsallaşmış bir hale geliyor.

Bu üç hedefin ortak bir paydada kalite sisteminde gerçekleşmesi gerekiyor. Bu nedenle kalite güvence sistemimizde iyileştirmeye gidilmesi kaçınılmaz bir gerçek.

 

I. OTURUM : GELECEĞİN ÜNİVERSİTELERİNİ KURMAK: TÜRKİYE’NİN 2023 YÜKSEKÖĞRETİM VİZYONU

 Yönetici: İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Yard. Prof. Dr. Atilla Eriş

Yükseköğretimin geçtiği sancılı dönemlerde böyle bir toplantı düzenlediği için Vakıf Üniversiteleri Birliği’ne teşekkür ederim. Maalesef mevcut yasalar günümüz şartlarını karşılamıyor.

 

 Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Gen. Müd. Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin

Genel müdürlüğümüz bir ay önce kuruldu. Konu ile ilgili çalışma ve atamalar hızla yapılıyor. Bakanlık olarak YÖK ile ilgili hazırlanmış olan yasa taslağını gönderdik ancak üzerinde yeniden düzenlemeler yapılması gerekiyor.

2023 hedefleri kapsamında ilk olarak dünyanın ilk on ekonomisine girmeyi hedefliyoruz. Bunun için nitelikli işgücüne ihtiyacımız var. Bunun gerçekleşmesi beşeri sermayemizin de yeterli bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Günümüzde verilen eğitim ile piyansın ihtiyaçları arasında bir uyumsuzluk mevcut. Öncelikle bunun çözülmesi gerekiyor.

YÖK yasası üzerinde yaptığımız çalışmalarla MEB olarak bazı ilkeler belirledik. Eğitim sistemimiz okul öncesinden doktoraya kadar bir bütün olarak ele alınmalı. Yeni sitemde okullara girdilerin yeni sıra çıkışlarda da ölçme ve değerlendirme yapılması gerekiyor. Kurumsal özerklik de eğitimde olmazsa olmaz etkenlerden biri. Sade ve esnek bir yasa düzenlenmeli.

Eğitim sistemi bir bütün olmalı. Çünkü temel ve orta öğretimin iyileştirmesi yükseköğretimin de geleceğini etkiliyor. Bu konuda çalışmaların daha da hızlandırılması gerekiyor. ortaöğretime geçiş sınavı bu çabalarımızdan biriydi. Sınavların sadece çoktan seçmeli sınav şeklinde yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sene bu yeni sınav ilk kez yapıldı. Konu ile ilgili olumlu geri dönüşler alıyoruz.

Yeni bir yükseköğretime giriş sistemine ihtiyacımız var. Sadece çoktan seçmeli sınav değil, girişimcilik, sanatsal ve sosyal faaliyetler, kendini ifade edebilme vb. özelliklerin de ölçülebileceği yeni bir üniversiteye giriş sistemi gerekiyor. Dünyada bunun örnekleri var. Açık uçlu soru modelleri üzerinde çalışıyoruz. 2023 vizyonunda bu önemli bir adım olacaktır.

Sadece giriş değil okullardan mezun olurken de yeterlilik ölçülmesi gerekiyor. Üniversiteden mezun öğrencilerin kalite ve yeterliliklerinin bilinmesi gerekiyor.

Son olarak da yükseköğretim kapsamında ekonomik düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

 

Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Ş. Komsuoğlu

Akademi, üniversite yükseköğretim ciddi bir maliyet gerektirir. Öncelikle bunun kabullenilmesi gerekir.

Teorikten ziyade pratik eksikliklerden bahsetmek istiyorum. Öncelikle YÖK başkanımıza yapılan istatistik çalışmaları için teşekkür ediyorum. Bu sayede bugün hangi üniversite olarak nerede durduğumuzu görebiliyoruz.

-2023 vizyonu için küresel yeteneklerin yetiştirilmek gerekiyor. Bunun için elimizden geleni yapmalıyız.

-Başka kültürlerle temas kurmak gerekiyor. Dünya ülkeleri ile aynı sahneyi paylaşmak, gelecek stratejilerimiz için çok önemli.

-Etki değeri yüksek araştırmalara yönelmek ve yabancı dil bilmek çok önemli. Bu dil de İngilizce. Çünkü dünyada bilimsel dil olarak İngilizce geçiyor. Araştırma kurumu olan üniversitelerin henüz teknisyen kadrosu bile yok. Bu problemlerim çözülmesi gerekiyor. Bu iki nokta dikkate alındığında etki değeri yüksek araştırmalar yapılabilir.

-Doktora programlarında sorunlar var. Sayılarımız çok düşük. Bu sayının bir an önce artırılması gerekiyor. Bizde özellikle de sosyal bilimlerde doktora yapan kişilerin derinlemesine çalışmalar yaptığını maalesef göremiyoruz. Halbuki Türkiye’nin önünü açacak, sorunlarını irdeleyecek doktora öğrencilerine ihtiyacımız var. Ayrıca doktora eğitiminde çeşitlilik gerekiyor ve artık bu doktora süresinin 7-8 yıl olmaması gerekiyor. Bu süre kesinlikle kısaltılmalı. Ayrıca İngilizce konuşup yazamayan hiçbir öğrencinin doktoraya başlamaması gerektiğini düşünüyorum.

-Meslek yüksekokulları başka bir husus. Bu öğrencilerin yüzde 70’inin ailesinin geliri 1500 TL’nin altındadır. Bu konuda çalışmaların hızlandırılması ve üniversite bünyesinde yenilikler yapılması gerekiyor.

-Üniversitelerin sanayi ile yapabileceği işbirliği tartışılmalı.

-Öğretim elemanlarının özlük hakları da bu vizyon doğrultusunda ele alınmalı.

 

FMV Işık Üniversitesi Mütevelli Hey. Başk. Sıddık Yarman

Türkiye’de pazar odaklı eğitim yapılmaya başlandı. Bu nedenle girişimcilik çalışmaları yürütülüyor üniversitelerde. Teknoloji transfer merkezleri kuruluyor. Büyük ve teknokentleri olan üniversitelerde bu çalışmalar zaten yürütülüyordu. Amacımız tüm üniversitelerimizi bu noktaya taşıyabilmek.

Türkiye’de bu konuda birçok hayalimiz gerçek oldu. Üniversiteler ile ilgili birçok çalışma başarılı oluyor.

Ancak işin bir de başka bir yönü var. Bizim hedefimiz sadece Türkiye için değil dünya için kaliteli bireyler yetiştirmek olmalı. Bizim yetiştirdiğimiz öğrencilerin sosyal kültürü de artırması gerekiyor. Sanat ve kültüre daha çok önem verilmeli.

Temel bilimler artık öğrenci bulamıyor. Bu bölümler uzun vadeli yatırımlardır. Bu nedenle bu konuya dikkat edilmesi gerekir.

Biz 2023‘e çok iyi yapılandırmalarla girmek zorundayız. Bu konuda desantralizasyon çok önemli. YÖK’ün artık farklılaşması lazım. Her üniversiteyi artık aynı kanunla yönetmek imkansız. Örneğin büyük şehir üniversitelerini bir arada toplayıp bu üniversitelerin ayrı bir YÖK’ü yapılabilir. Ya da bölge bazında üniversiteler ele alınabilir.

YÖK’te hala vakıf üniversitelerini teslim eden kimse yok. Vakıf üniversiteleri için ayrı bir YÖK Kurulması gerekir. Yönetim tarzımızda yapısal değişiklikler gerekiyor. Bunları gerçekleştiremezsek 2023 hedeflerinin çok uzağında kalırız.

Küreselleşmenin ilk adımı yabancı dil bilmek. Bu olmadan uluslararasılaşma mümkün eğil. Yurtdışındaki üniversiteler Türkiye ile işbirliği yapabilir birçok yeni vakıf üniversite de kurulabilir. Yeter ki doğru bir yönetim çerçevesinde gerçekleşsin.

Vakıf üniversiteleri ve devlet üniversiteleri şu an bir rekabet içinde. Bunun hiç gereği yok. Birbirlerinden ayrılmaları ve farklı yönetilmeleri gerekiyor.

Bizim yaptığımız iş eğitim hizmeti. Amacımız buralardan kar etmek değil. Bu nedenle öğrencilerden KDV alınmamalı.

Sonuç olarak sınırlamaların kalkması ve anlayışların değişmesi gerekiyor. Bu şekilde daha başarılı olunacağını düşünüyorum.

 

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başk. Dr. Mustafa Aydın

Bugünkü yaşadığımız en büyük sıkıntıların sebebi üniversitelerin kendilerinden de kaynaklanıyor. Üniversitelerin de kendine 2023 vizyonu ile ilgili hedefler koymaları gerekiyor.

Öncelikle sektörde istihdam edilen insan kaynakların finansal altyapısının kesinlikle iyi yapılması gerekiyor. Sağlıklı bir gelişme için bunun olmazsa olmaz bir etken olduğunu düşünüyorum. Yetiştirdiğimiz nitelikli insanlar kendilerine iş dünyasında yer bulamıyorsa burada büyük bir sorun vardır, bunun halledilmesi gerekir.

Sadece bilgiyi kullanmak, değil bilgiyi üretmek gerekiyor. Var olan teknolojiyi kullanmak çok önemli ancak bu teknolojiyi üretmek daha önemli. Ayrıca yetiştirdiğimiz öğrencilere etkili iletişim, yaratıcılık, entelektüel bilinç, uyum sağlayabilme gibi özellikleri kazandırmamız gerekiyor.

Üniversitelerin bulunduğu lokasyon ve gelecek hedefleri dikkate alınarak üniversitelerin her alanda başarılı olması değil yönlendirmeler ile gerekli alanlarda yoğunlaşması gerekiyor.

Mesleki eğitime çok önem veriyoruz ancak bunun tek çözümü her zaman bahsedilen “ara eleman” kavramı değildir. Kimse üniversiteyi ara eleman olmak için okumaz. Bu nedenle mesleki eğitimlerin de teşvik edilmesi yüksek lisans, doktora gibi eğitimlerin önü açılması gerekiyor.

Üniversiteler asla bir siyasi görüş doğrultusunda olmamalı ve öğrencilerini bu görüşleriyle etkilememeli. Bu akademik özerklik ile bağdaşmıyor.

Üniversitelerin uluslararasılaşmada daha büyük bir çalışma içerisine girmesi gerekiyor. “Study in Turkey” projesinin tüm üniversiteler tarafından benimsenebilmesi çok önemli.

Biz hala yolun çok başındayız. Kamu, özel sektör, STK, iş dünyası ve devletin olarak bir araya gelip bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde beraber yol alması gerekiyor.

 

II. OTURUM – 2023 GENÇLİĞİNİ YETİŞTİRMEK: ORTA ÖĞRETİMDE YENİ YAKLAŞIMLAR

 

Yönetici: ERG Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Üstün Ergüder

Temel eğitimde ve ortaöğretimde bazı sorunlar var. Türkiye’de eğer bir şey yapılacaksa bunun daha çok temel eğitime ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Devlet üniversitelerinin ise kendini finanse edebilecek duruma gelmesi gerekiyor.

2023’e dokuz sene kaldı. Biz bu vizyonun neresindeyiz? Geçtiğimiz yıllarda eğitimde bir şeyler yapılmak istendi ancak kullanılan bütçe ne kadar akıllı kullanıldı, o tartışılır.

Türkiye’de ortaöğretimde çok büyük eşitsizlikler var. Bu eşitsizlikler eğitim kalitesinden kaynaklanıyor. Bu eğitim kalitesindeki eşitsizliklerin giderilmezi için bazı çalışmalar yapılması gerekiyor.

Eğitim politikası konusunda bir bütünlük yakalamamız gerekiyor. Her gelen bakan ve başkanın geçmişle savaşmak yerine, gelecek için iyi analizlerle üzerini inşa etmesi gerekmektedir.

 

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız

Ortaöğretimdeki sorunlar bakanlığımızca biliniyor. Bu konu ile ilgili olarak çalışmalarımız var. Ancak sorunlar o kadar büyük ki yalnızca MEB bunların çözümünde yetmez. STK, kamu, özel sektöre ve söz söylemek herkesin bu konuda elini taşın altına koyması gerekiyor.

Dijital bir çağda yaşıyoruz. Çocukları bu esneklikle yetiştirmemiz gerekiyor. Bu nokta alan seçimi çok önemli.

Teknoloji önemlidir ancak eğitim konusunda her şey teknoloji demek değildir.

Bizim fiziki altyapımızda da eşitsizlikler var. Bu noktada kısa vadeli çözüm olarak kalabalık sınıflara ikinci öğretmen uygulamamı olabilir.

 

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürü Ercan Türk

Türkiye’de ihtiyaçlar, beklentiler çok değişti. Eğitim dünyası da bu değişikliklerden payını almış durumda.

Hem akademik camianın, hem bürokrasinin hem de uygulayıcıların bir araya gelerek çözüm oluşturması gerekiyor.

Lisenin zorunlu eğitim kapsamına alınmasıyla birlikte bugün erişimi sorun olarak görmüyoruz. Bugün okullaşma oranımız yüzde 76’nın üzerine çıkmış durumda.

Sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılayacak insanlar yerine, hem bireysel hem de ülke olarak gelecekte oluşacak ihtiyaçlara da cevap verebilen bireyler yetiştirilmesi gerekiyor.

Müfredat da değişiklik yapılması gerekiyor.

Orta öğretimde okul türlülüğü oldukça fazla. 30 civarında okul türü mevcut. Gelecek çalışmalarında bu türlerin azaltılacağını belirtmek isterim.

Ortaöğretimden yükseköğretime geçişin de tartışılması gerekiyor. Bakanlığımız temel eğitimden ortaöğretime geçişte yeni bir uygulamaya geçti. Bu uygulamanın devamı niteliğinde ortaöğretimden yükseköğretime geçişte de bazı çalışmalar yapılıyor. Bu sayede merkezi sınav sorununu ortadan kaldırılması amaçlanıyor.

Elimizde sihirli değnek yok. Sonuçları bugünden yarına göremeyiz maalesef. Çalışmalarımız uzun yıllar sonra sonuç verebilir. Birçok sektörde bu böyle olmasa da eğitimde uzun vadede karşılık alınabiliyor.

Okul terki ve sınıfta kalma konusunda yapılan çalışmalar bize yol gösterici oldu. Amacımız sadece öğrenciyi bir çatı altında tutmak değil. Okul bünyesinde kişisel gelişimine her şekilde katkıda bulunup vatana ve kendine hayırlı bireyler yetiştirmek.

 

Türkiye Özel Okullar Birliği Başkanı Cem Gülan

2023 hedeflerimiz:

kalkınmak

-Milli geliri kalkındırmak

-AB’ye girmek

Bu noktada en önemli hedeflerimizde biri de eğitim sektörü. Yapılan yasal çalışmalar da maalesef yetmiyor. Önce okullaşma problemini çözmemiz ondan sonra da okullardaki eğitim kalitesi eşitsizliğini çözmemiz gerekiyor.

Eğitim, piyasanın isteklerine göre şekillenmeli.

Meslek seçimi ileri yaşlara bırakılmalı. Orta öğretimdeki mesleki eğitimin üniversitelere bırakılması gerekiyor.

Amaç “nasıl daha iyi eğitebiliriz?” olmalı. Ancak maalesef bu anlayış pek yaygın değil. Çocukların isteklerine kulak vermek gerekiyor.

Uzaktan eğitimin yaygınlaştırılması mutlaka olmalı.

Yabancı dili iyi bilen, ahlaklı, bilgiyi süzebilen ve kullanan, analiz yapabilecek ve en önemlisi yaratıcı gençler yetiştirmeliyiz.

Bunun için yeni yaklaşımları benimseyip çağdaş atılımlar yapmalıyız. Ancak devlet özel okulları çok fazla sınırlıyor. Bu anlayışın değişmesi lazım.

 

Türk Eğitim Derneği Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu

Bu bayrak altında yaşayan herkes geleceğin iyileştirilmesinden sorumludur. Bunun yolunun da eğitimden geçtiği herkesi tarafından bilinmeli.

Temel sorunumuz kaynak yetersizliği değil. Sizin öğretmen açığınız varsa bu açığı akıllı tahta ile çözemezsiniz.

Sistemden mesleğini layıkıyla yapan eğitimcilerin ayıklanması gerekiyor. Buna mecburuz.

Biz her gün şekil ve kağıt değişikliği yapıyoruz. Reform bu şekilde olmaz. Bizim iz bırakacak yaklaşımlara ihtiyacımız var.

Bizim temel prensibimizde formatlanmış gençlik istemiyoruz, dünyayla başa çıkabilen kaliteli ve vasıflı bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz.

Ortaöğretimi düzeltemeden yükseköğretimi değiştiremezsiniz. Eğitim bir bütündür.

Türkiye’nin temel sorunu sıralama sınavıdır. Bu yapıldığı sürece ilerleme mümkün değil.

Benim önerilerim: Liseleri 3 yıllık ve 4 yıllık yapalım. Sıralama sınavı yerine ölçme sınavı yapalım. Öğrencinin bir portfolyosu olsun. Öğrencinin yetenekleri olsun.

Yeni çözümlerin il bazlı değil okul bazlı olması lazım. Burada en büyük sorunu İstanbul’da yaşıyoruz. Eşitsizlikte açılan fark uçurumlar oluşturuyor. Biz planlamaları adaletli bir şekilde yapmalıyız. Bu sadece bürokrasinin değil, siyasi iktidarın da sorunu. Bir gecede çıkarılan reformlar yerine planlı yeniliklere ihtiyacımız var.

 

FMV Işık Eğitim Kurumları Genel Müdürü Erdoğan Bozdemir

Öncelikle nerede olduğumuzu iyi tespit etmek gerekiyor. İlköğretime göre çok önemli sorunlarımız var. Ortaöğretimde çok büyük bir öğretmen açığı var.

Biz matematiği, fiziği daha sonra tekrar onlara sormak için öğretiyoruz. Oysa ki ilk amaç öğretmek olmalı.

Bugün ortaöğretimde beden eğitimi dersi kaldırıldı. Spor, yabancı dil, kültür sanat içerikli derslerin kaldırılması eğitim anlayışında çok büyük bir sorun teşkil ediyor.

Biz de yükseköğretimden memnun değiliz.

Öğretmen yetiştirme konusunda da yeni yaklaşımlara kulak vermek lazım. Bugün öğretmen liseleri bile diğer liseler için büyük bir eşitsizlik. Bugün hizmet içi eğitimlerle öğretmen eğitimlerini tamamlamaya çalışıyoruz.

Bir numaralı eksiğimiz yabancı dil, ikincisi öğretmen eğitimi.

300 bin öğretmen atama bekliyor. Uzun yıllar çalışmayıp sadece atama bekleyen öğretmen adayları var. Biz eğitime 2 yıl ara veren öğretmenleri bile almıyoruz çünkü sorun yaşıyoruz. Öğretmenlik bir gönül işidir. Tatil hesabı yapan bireylerden öğretmen olmaz.

Eğitimde standartizasyon çok önemli. Bugün İstanbul’un içerisinde bir kurumda okul birincisi olan diğer okula gittiğinde okul sonuncusu olabiliyor. Bunun olmaması lazım.

Lise tamamen bir kültür eğitimidir. Derslerin yanında bir kültür verilmelidir.

Dünyada meslek lisesi kavramı bir tek Türkiye’de var. Halbuki bu tüm dünyada olduğu gibi üniversitelere bırakılmalı.

Lisede bir uygulama başlattık. Orta öğretim çağında yapmak istedikleri meslekleri uygulayabilmeleri için öğrencilere tatillerde 10-15 günlük çalışma süreleri verdik. Yüzde 60’ı istediği meslekten vazgeçti. Demek ki meslek seçimi değişebiliyor. Bu nedenle meslek yüksekokulları ile ilgili yeni uygulamalara gidilmesi gerekiyor.

 

III. OTURUM – İŞ DÜNYASI 2023 ÜNİVERSİTELERİNDEN NE BEKLİYOR?

 

Yönetici: İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Deniz Ülke Arıboğan

Üniversite sadece eğitim öğretim yapılan bir yer değil. Araştıran, üreten yapılar olması gerekir. Bu nedenle iş dünyası ile işbirliği içerisinde olması gerekir.

Üniversite profesörleri olarak iş dünyasının gerisinde kalmış durumdayız. Manastırların kapılarını kırmamız gerekiyor. İş dünyası ile işbirliği yapılıp karşılıklı dengeler ile gelişimin sağlanması gerekiyor.

Sanayi başkanlarımızın meslek yüksekokulları çerçevesinde iş atölyeleri geliştirmesi gerekiyor.

Dünya çapında yükseköğretimde çok büyük bir kitle öğrenim görüyor ve bu sayı daha da artacak olarak görülüyor.

Y kuşağı ile ilgili nasıl iletişim kurulacağı hakkında oturup herkesin tekrar konuşması gerekiyor.

Biz doktoramızı tamamladıktan sonra direkt öğretim elemanı olarak çalışıyoruz. Bu konu ile ilgili herhangi bir pedagojik formasyonumuz yok. Bunu geliştirmemiz gerekiyor.

Geleceğin ordusunu üniversite öğrencileri oluşturacak çünkü artık en önemli silah: bilgi…

 

TÜSİAD Başkan Yardımcısı Memduh Boydak

TÜSİAD olarak eğitim konusunda birçok çalışma yapıyoruz ve bu konuya önem veriyoruz.

Eğitim yaşayan ve kendini sürekli yenilemesi gereken bir alan. Eğitim sistemimizde süreklilik ve istikrarı sağlamamız gerekiyor.

Okul çağındaki toplam nüfusun düşmesi öngörülüyor. Bu avantajı iyi kullanmamız gerekiyor. özellikle yükseköğretimdeki okullaşma durumunun artırılmasında bizim için iyi bir fırsat olabilir.

Kurumlar orası farklılaşma çok fazla. Durum homojen olmaktan çıktı. Üniversitelerde esnek hareket kabiliyeti oluşturmalı.

Özerklik, hesap verilebilirlik, çeşitlilik ve esneklik çok önemli.

Küresel araştırmalarda en iyi olan üniversitelerin özerklik konusunda oldukça başarılı olduğunu görüyoruz. Üniversiteler kendi ders ve fakültelerini belirleyip, kendi öğretim elemanını seçme hakkına sahip olmalı.

Üniversitelerin finansal kaynak sağladığı kurumlara karşı da hesap verebilir bir durumda olması gerekiyor.

YÖK devlet politikalarına öneride bulunan bir kurum haline getirilmeli.

2023 vizyonu çerçevesinde üniversitelerimizin dünya çapında rekabet edebilmesini bekliyoruz.Araştırma kaynaklarının ve özel sektörle işbirliğinin artırılması gerekiyor.

Ülkedeki akademisyen açığının kapatılması ve araştırmacı sayısının artırılmasını istiyoruz.

Bu konular ile ilgili hukuki ve idari teşvik politikalarının olmasını da hedefliyoruz.

Teknoloji transfer ofislerinin etkin bir biçime kullanılması gerekiyor.

Üniversitelerin işgücü açığına göre yönlenmesi gerekiyor. Müfredatın özel sektör ile istişare edilerek düzenlenmesini bekliyoruz.

Yabancı dilin öneminin de altını çizmek istiyoruz.

Meslek yüksekokullarının da sanayi kuruluşlarının ihtiyacı kapsamında yönlendirilmesi gerekiyor. İşgücü piyasasının analiz edilmesiyle bu ihtiyacı karşılayacak şekilde düzenlenmelidir.

 

MÜSİAD 3. Dönem Başkanı Doç. Dr. Ömer Bolat

Üniversitelerin ülkelerin bilgi, teknoloji ve kültür seviyelerini artırıcı çalışmalarda bulunması gerekiyor.

Üniversitelerin ülkenin ekonomisini kalkındıracak projelerle çalışmalarını yürütmesi gerekiyor.

Son 11 yılda ekonomik olarak büyük bir kalkınma içerisindeyiz. İkinci sıçrama için ise katma değeri yükseltmemiz gerekiyor. İnovasyon ve uluslararası markalaşmayı öngören çalışmalarla bunu sağlayabiliriz. Bunu da üniversitelerimiz ile başarabiliriz.

Üniversitelerde sayı 170′ e ulaştı. Nicelik konusunda yaşanan artışı nitelik olarak da geliştirmeliyiz.

Üniversitelerde teknoparkların gelişmesi de önemli gelişmelerdir.

TÜBİTAK, bütçesinin büyümesi ile ve verdiği proje destekleriyle gelişimin en büyük oyuncularından biri.

Dünyada bilgi akışı çok hızlı. Bunu dikkate almamız gerekiyor. Yoksa demode bilgi üreten kurumlar haline dönüşürüz. Dünyada ticarette de yükseköğretimde de rekabet edebilir seviyede olmamız gerekiyor.

İş hayatında diplomaların geçerlilik süresi 6 ay. 6 sonra iş hayatının dinamikleri baş göstermeye başlıyor. İşveren diplomaya değil, kişinin vasfına, işletmeye ne kazandıracağına bakıyor.

Üniversite – sanayi iş birliği: Burada soğuk ve mesafeli bir ilişki var. Bunu kırmamız gerekir her şeyden önce. İki taraf da birbirini tam olarak tanımıyor. Oysa ki ticarileşemeyen bir projenin her iki tarafa da katkısı yoktur.

 

Sanayi, üniversitenin ürettiklerini “teorik” olarak görüyor. Pratik karşılığını başka sanayi kollarından karşılamaya çalışıyor.

İş dünyası, mezun olduğunda işverenine katkıda bulunacak, vasıflı ve kaliteli öğrenci yetiştirilmesini bekliyor.

250’ye yakın organize sanayi bölgesi var. Bunlarla üniversitelerin arasında köprü kurulması gerekiyor. Her iki taraftan da vasıflı kişilerin iki sektör içinde temsilcisi bulunması gerekir.

İş dünyasının da suçlu olduğu noktalar var. Staj konusunda ya da öğretim elemanları ile yapılacak işbirliklerinde büyük bir önyargı var. Bu köprülerin kurulmasında yasal düzenlemelere de ihtiyacı var.

Mesleki eğitime gidenlerin de ülkenin mesleki anlamda en kalifiye en vasıflı elemanlar olması gerekir. Bu nedenle meslek eğitim okullarına karşı oluşan toplumsal algıyı da kırmak gerekir.

 

TÜMSİAD Başkanı Dr. Hasan Sert

Bu konuda hem iş dünyasına hem de üniversitelere görevler düşüyor. Bunun için birlikte çalışılması gerekiyor.

Türkiye’nin en önemli kaynağı entelektüel birikimli, kendini geliştirmiş gençler ve buna bağlı ortaya çıkan işgücü.

Öncelikle özellikle üniversite ve iş dünyası kendini dünya ülkelerine açmalı ve uluslararasılaşma konusunda atılımlar yapmalı.

Özellikle vakıf üniversitelerinin yöneticileri harekete geçmeli. İmkanlarını zorlamalı ve yeniliklere açık bir şekilde farklı çalışmalar içine girmeli.

İşletmenin sanayinin ruhunu doyuracak mezunlar için öncelikle müfredatta değişiklik yapılması gerekiyor.

Biz iş dünyası olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Üniversitelerin de içerisinde barındırdığı bireyleri çok daha rahat bırakması, yurtdışına teşvik etmesi ve iş dünyası ile entegreye teşvik etmesi gerekir.

AR-GE havuzunun en çok konuşlandırabildiği yerler üniversiteler. Bu nedenle akademi ve iş dünyası kol kola vermeli.

 

Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Ali Pandır

Sanayide her şey çok hızlı gelişiyor. Daha az kişiyle daha fazla üretim yapılabiliyor. Bu da yeni iş kollarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu yeni iş kollarının da üniversiteler tarafından karşılanması gerekiyor.

Üniversitelerden çıkan mezun sayısı ile iş dünyasının ihtiyaç duyduğu kişiler arasındaki büyük farklılıkların makro planlamalar ile aşılması gerekiyor.

Eğitim sisteminin iş dünyasına çok etkisi oluyor. Yalnızca çoktan seçmeli sınavlara yöneltilen gençler iş hayatına girince duygusal ve sosyal zeka sorunları yaşıyor.

Y Kuşağı şu anda iş dünyasında. Bu çok hızlı bir değişim ve biz işveren olarak onların ihtiyaçlarını da karşılayamıyoruz. Kendi özgür ve istedikleri alanlarında çalışmak istiyorlar.

Maalesef gençlerimizin çoğunun uluslararası deneyimi yok. Bu çok büyük bir vizyon eksikliği.

 

Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz

19 milyon özgeçmişi havuzumuzda barındırıyoruz.

2013 yılında 350 bin kişinin platformumuz sayesinde iş buldu.

Biz platform olarak sadece işveren ve mezun arasında buluşturucu noktayı sağlıyoruz. Bizim arz ve talebi yönetme şansımız yok ancak biz de istihdam verileriyle ilgili raporlar sunuyoruz.

Her yıl 100’ün üzerinde üniversitede aktiviteler düzenliyoruz. Bunu da yöneticilerle değil öğrenci birlikleri ile sağlıyoruz.

Bugün üniversiteden mezun olan arkadaşların iş arama süreci ile ilgili hiçbir fikirleri yok. Vakıf üniversiteleri bu konuda daha iyi durumda. Ancak devlet üniversitelerinden mezun olanların bu konuda çok eksiği var. Biz de gidip tüm bu süreç hakkında bilgi veriyoruz.

Bir anket gerçekleştirdik. Kurumların üniversitelerden ne beklediğini sorduk. Firmaların yüzde 66’sı ortak projeler yürüttüğünü söylüyor. Yüzde 54’ü üniversitelerde sadece teorik bilgi verdiğini düşünüyor. Ayrıca staj programlarında çok büyük gelişmeler var. Artık stajyerlere fotokopi çektirilmiyor, kurum kendi elemanını kendi yetiştiriyor.

Kurumlarda yüksek lisans mezunu çalışan sayısının artırılması gerekiyor.

Kurumlar bireylere daha mezun olmadan, öğrenciyken ulaşıp, iş dünyasına hazırlamak istiyor.

 

http://www.vub.org.tr/?p=766

 

 

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir